Nasırlı Ankebut

Gökkuşağını mülk edindi kendine,  en çok da sarıyı
Bir zengindi bir fakir, bir vardı ve bir yoktu  çokça da yoktu.
başkasının  ellerinden bulaştı ona  nasır,  bütün ırgatlığı budur
bir de bir çöl günü kadar sıcak, gecesi kadar soğuktu…
yalnızlığına kurulmuş, rüzgar avlayan bir ankebuttu;

Bir örümceğin ıslak ağzından örüldü , kaç defa yırtıldığı yerden.
Ne zaman uyusa geceyi çalıyorlardı üstünden,  bazen de sadece yıldızları.
Bakarken gözleri ışıklanırdı, bir tanış evi sayardı yıldızları.
Tacirler gördü, ona sinek taşıyan deve kervanlarına sevindi
çarmıhta Mesihler, put severler, put yıkarlar gördü
gördü insan pazarlarını ve tüm ertesilerini…

Yırtıldığı yerden ördü kendini nasırlı bir ankebuttu
aldanmışlar için ipekli bir tabuttu.
Gökkuşağını mülk edindi kendine bir de kardeş saydı güvercinleri
gittiler bir gün kanatlarını rüzgara salarak
bekledi zeytin dallarından yuvalarını; ama o güvercinler bir daha dönmedi.
bakire meryemden çok sinek doğuran leşleri severdi
en çok da insan ölülerini.

bunlar dedi kendi kendine bozguncudurlar, elleriyle yıkarlar kendi evlerini.
kuyuya Yusuf’u bunlar attılar, bunlar bıraktı ateşe İbrahim’i…
Bir güneş salımı kadar döndü ve büyüttü kendini

Reklamlar

Nasırlı Ankebut” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s