beklemek

bir rüzgar, bir yaprak gibi bıraktı mı seni caddelerin ortasına
bir insan selinden arta kaldın mı ?
akmayan bir nehirde
bir taş gibi çöktün mü olduğun yere ?
aradın mı sırtına bir duvar ?

ışık bütün ayrılıkları ikiye böler,
zaman  kurutur yaraların izini;
oysa beklemek sonsuz bir geceye hapsetmektir kendini.
ayrılıklar hatırlamakla yetinir çoğu kez
beklemek unutmamakla yükümlüdür ve seni
inceltip koparır bir karanfil gibi.

“büyümez ölü karanfiller”

beklemeye kök salmış ağaçlar da ölür
ve yürür kokusu bir rüzgarda.
yürür çırılçıplak .

beklemek, girmek için bir mezar arar
yeniden doğurmak için bir çocuk
yorgun sırtı için bir duvar ….
atlası çizilmemiş bir cehennemdir beklemek
kuşlar göç mevsimini bekler,
topraklar suyu, tohumlar baharı,
yolcular otobüsü, işçiler akşamı,
öğrenciler teneffüsü
ve vardır her birinin bir döngüsü
başlangıcı ve bitişi.

gülümsemesi eksik bir fotoğrafa
benzetmektir her oğulu.
ve beklemenin bir gün bitmesidir
bir annenin en büyük korkusu .

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s